|
|
17/7/2007 - Flash ! Flash ! Flash !
|
8/7/2007 - "www.ehlidost.gen.tr" geliyor...

|
Çok yakında yepyeni bir tasarımla daha kapsamlı ve geniş içerikli yeni adresimizle karşısınızda olacağız. Yeni adresimiz www.ehlidost.gen.tr olarak alındı. Amacımız sayfalara çok daha hızlı ulaşılabilen, adresi kolay geniş içerikli bir site oluşturmaktı. Vatana ve millete hayırlı olsun diyelim :) Kısmet olursa 1-2 hafta içinde hazır hale gelecektir. Sitemiz hazır hale geldiğinde bu sayfamız oraya yönlendirilecek. Yeni sitemize de blog sistemi kurmayı düşünüyoruz, inşallah insanlığa faydalı şeyler yaparız. Allah'a emanet olun. |
|
7/7/2007 - Barış Akarsu öldüyse bana ne???
Yazıklar olsun bu ülkenin medyasına!
Her iki günde bir askerimiz şehid olurken gösterilmeyen ilgi, alaka, hüzün, son derece "sıradan" biri olan bir türk insanın değerlerini hiç yansıtmayan bir şarkıcı için gösteriliyor! Hangi kanalın haber programına baksam "son dakika" haberi olarak Barış Akarsu haberleri gösterildi! Bu ülkenin peşinden koştuğu şahsiyet bu mudur?? Daha doğrusu milletin gençlerinin peşinden koşması istenilen şahsiyet!! Ukala dümbeleği haber sunucuları diyorki "Tüm Türkiye onun için dua ediyor" Yahu niye dua ediyim be? Türkiye'de ölmesin diye dua edilcek nice hastalar bitti de Barış mı kaldı?
Bırakın Allah'ınızı severseniz! Karşınızda aptal yok! Bu ülkenin değerlerinden korkan ve rahatsız olan bazı rahatsız karakterliler, milletin değerlerinden uzak ne kadar insan varsa onları sevdirmek için, örnek alınması için, arkalarından göz yaşı dökülmesi için yapmadığı maymunluğu bırakmıyor! Bu ülkenin arkasından ağlaması gereken isimler, Necip Fazıl, Adnan Menderes, Turgut Özal gibi yüksek şahsiyetlerdir!
İşte kartel medyasının, yani Türkiye'nin önde gelen masonlarından olan Aydın Doğan'ın gazetesi olan Milliyetin, milletin merhamet duygularını kullanarak hazırladığı sözüm ona trajedi haberi ibretle okuyoruz...
Türkiye Barış'a ağlıyor -Fotogaleri-
Bodrum'da geçirdiği trafik kazasının ardından komadan çıkamayan ve vefat eden Barış Akarsu tüm sevenlerini üzdü. Barış'ın cenazesi Bartın'da yarın toprağa verilecek. Sevenleri... |
| 05 Temmuz 2007 15:24 |
Yazı boyutunu büyütmek için |
Amasra'nın hırçın dalgası Barış Akarsu soğan ekmek yiyerek büyüdü
Şarkıcıve oyuncusu Barış Akarsu’nun ölümü, memleketi Bartın’ın Amasra İlçesi’ni yasa boğdu. Arkadaşları, yarın toprağa verilcek Barış'ın, soğan ekmek yiyerek Amasra kumsallarında büyüdüğünü söyledi. Gitar çalarak, balık tutarak geçimini kendi sağlayan, tekvando, yelken, kick boks gibi sporlarla uğraşan Barış'ı 14 yaşına kadar büyüten anneannesi 70 yaşındaki Nazire Kökdemir, “Çekiç, keserle çok uğraşırdı. Hatta bir ara ‘marangoz olmayı çok isterdim’ demişti. Çok erken öldü'' diyerek gözyaşı döktü.
BARIŞ'I KAYBETTİK, BU ACI HABERİN ARDINDAN HERKES BARIŞ İÇİN GÖZYAŞI DÖKTÜ-FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN
Dün akşam saatlerinde yaşamını yitiren 29 yaşındaki Barış Akarsu’nun ölüm haberini alan Amasralılar, büyüdüğü kumsalda toplanarak ateş yaktı. ‘Amasra kumsalının hırçın dalgası Barış’ yazılı posterini açan arkadaşları, gece mum yakarak, gitar çalarak sabaha kadar Barış’ın şarkılarını söyledi.
Barış için kent merkezine asılan ve ‘Dualarımız Barış için’ yazılı dev posteri Amasralılar'ı hüzünlendirdi. Barış’ın ölüm haberini alan arkadaşları ve Amasralılar büyük üzüntü yaşadı. Barış’ın Amasra’ya gelişinde uğradığı lokanta ve balıkçı restaronlarının personeli ile arkadaşları Barış’ın ölümüne bir türlü inanamadıklarını söyledi. Posterleriyle bezeli Amasra’da kafe, restaron, kahve, cadde ve sokaklar dahil her tarafta Barış’ın ölümü konuşulurken, halk, özel bir televizyon kanalında düzenlenen yarışma programında birinci olmak için oy attıkları Barış’ın cenazesini bekliyor.
milliyet
Bu ülkenin askerine, polisine, siyaset adamına gösterilmeyen vefayı ve sevgiyi Barış Akarsu'ya gösteren kötü niyetli medyamızı şiddetle kınıyorum!
|
|
6/7/2007 - Bak sen şu farenin insana yaptığına
| Şu an öyle bir musibet tutuyorsunuz ki size sağladığı yararların yanı sıra sağlığınızı içten içe kemiriyor ama farkındabile değilsiniz. İşte bir bilgisayar faresinin insana verdiği zararlar |
| 06 Temmuz 2007 14:22 |
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'nın yazısı
|
Bakın şu farenin yaptıklarına |
Teknolojideki ilerlemelerin hayatımızı ne kadar kolaylaştırdığını anlatmaya sanırım hiç gerek yok. Başta mikrodalga fırınlar, cep telefonları, bilgisayarlar, yazıcılar, DVD’ler... olmak üzere pek çok alet hayatımızın ‘olmazsa olmaz’ları olup çıkıverdiler. Bilgisayar ve internet olmadan yaşaması mümkün olmayan bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz.
Ancak, hayatımızı inanılmaz ölçüde değiştiren teknolojinin ödememiz gereken bir faturası da var; atalarımız Her nimetin bir külfeti var sözünü boşuna söylememişler.
Fare-klavye hastalığı
Bugün, tıpta ‘Tekrarlayıcı zorlamalara bağlı hasar’ adıyla bilinen ve uzun süre bilgisayar kullananlarda ortaya çıkan bir hastalıktan bahsetmek istiyorum. Buna kısaca, ‘Fare-klavye hastalığı’ da diyebiliriz, çünkü hastalık bilgisayar klavye ve faresi kullananlarda aynı hareketlerin sürekli olarak tekrarlanmasına bağlı olarak el ve kollardaki sinir, tendon, kas ve diğer yumuşak dokularda meydana gelen zedelenmeler bağlı olarak ortaya çıkıyor. Sürekli tekrarlanan hareketlerin dokulardaki kan akımını bozabileceğini veya kaslardaki ağrı sensörlerinin aşırı hassaslaşmasına yol açabileceğini düşünenler de var.
Belirtiler öyle hemen değil, aylar hatta yıllar içinde gelişiyor. Başlangıçta parmaklarda, bilekte, kol ve dirsekte fazla rahatsız edici olmayan gerginlik, katılık, ağrı... hissediliyor; ama hastalığın ilerlemesi ile hem bu şikayetlerin şiddeti artıyor, hem de el ve parmaklarda uyuşukluk, karıncalanma, soğukluk gibi nörolojik belirtiler de ortaya çıkıyor. Ellerde koordinasyon bozukluğu ve güç kaybına bağlı olarak hareket kısıtlanması ve uygunsuz hareketler görülebiliyor. Birçok hastada geceleri artan ağrılar da oluyor.
İstatistiklere göre, gün boyu bilgisayar kullanan sekreterler, memurlar, gazeteciler, borsacılar daha büyük risk altında. Hastalığın bu mesleklerde yüzde 40’a varan oranlarda görülebileceği ileri sürülüyor. Sabahtan akşama, akşamdan gece yarılarına kadar oyun oynayan gençleri de unutmamak lazım.
Nelere dikkat etmeli?
Klavye-fare hastalığını önlemek için bilgisayar kullanan herkesin titizlikle uyması gereken bazı kurallar var. Gereksiz bilgisayar kullanımından vazgeçmek, mesela oyun oynamamak.
Bilgisayar karşısında doğru oturmak. Masanın çok yüksek veya alçak olmamasına dikkat edilmeli. Bilgisayar kullanırken dik oturulmalı, ekrana veya klavyeye doğru eğilmemeli.
Klavyenin size bakan kenarının bir destekle birkaç santim yükseltilmeli. Uzun süre bilgisayar kullananlar, parçalı klavyeler ve bilek destekleri gibi ergonomik gereçlerden yararlanmalı.
İdeal kullanımın bile uzun zaman aynı şekilde sürdürülmesi de unutulmamalı ve arada gevşeme egzersizleri yapılmalı ve pozisyon değiştirilmeli.
Bilgisayarı kullanırken bilekler yanlara veya aşağı yukarı bükülmemeli, kullanıma ara verince el yanlara sarkıtılarak veya diz üzerinde dinlendirilmeli.
Büyük yazı karakterleri tercih edilmeli, ekranı görmek için öne doğru eğilmek zorunda kalınmamalı. Tuşlara döver gibi değil, yumuşak dokunmalı, fareyi sıkı değil hafif kavramalı.
Çift tuş fonksiyonlarında parmakları geren hareketlerden kaçınmalı, iki eli kullanmalı; omuzda telefon ahizesi ile bilgisayar kullanmamalı.
Tedavi de gerekebilir
Bu tedbirlerle rahatlamayanlarda bilgisayar kullanımının belirli bir süre tamamen yasaklanması, ağrı kesici ve romatizma ilaçları ile yoga, gevşeme egzersizleri gibi fizyoterapi yöntemlerine başvurulması da gerekebiliyor.
(Star) |
|
20/5/2007 - Fenerbahçe: 14 - Galatasaray: 0
|
Fener yıktı geçti, sezonu G.Saray'a kabus etti
Kuruluşunun 100. yılını kutlayan Fenerbahçe, bu sezon sadece futbolda değil tüm branşlarda maçlarda bu sezon ezeli rakibi Galatasaray'ı safdışı bıraktı. İşte yapılan maçlar ve sonuçları: |
| 20 Mayıs 2007 01:13 |
|
Kuruluşunun 100. yılını kutlayan F.Bahçe, bu sezon A takımlar düzeyinde yapılan maçlarda G.Saray’a büyük üstünlük kurdu.
Futbol, basketbol ve voleybol branşlarında yapılan 14 maçı da F.Bahçe kazandı.
G.Saray, Süper Lig’de 2,
Beko Basketbol Ligi’nde 4,
Bayanlar Basketbol Ligi’nde 4,
Erkekler ve Bayanlar 1. Voleybol Liglerinde de 2’şer
olmak üzere, ezeli rakibiyle yaptığı 14 maçtan da yenilgiyle ayrıldı.
FENERBAHÇE-GALATASARAY REKABETİ
Fenerbahçe'nin, futbol, basketbol ve voleybol branşlarında, (A) takımlar düzeyinde Galatasaray'a karşı bu sezon aldığı sonuçlar şöyle:
Turkcell Süper Lig: Fenerbahçe-Galatasaray: 2-1 * Galatasaray-Fenerbahçe: 1-2 *
Beko Basketbol Ligi: Normal Sezon: Fenerbahçe Ülker-Galatasaray Cafe Crown: 75-64 Galatasaray Cafe Crown-Fenerbahçe Ülker: 57-91 Play-off yarı final serisi: Fenerbahçe Ülker-Galatasaray Cafe Crown: 76-70 Galatasaray Cafe Crown-Fenerbahçe Ülker: 64-69
Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi: Galatasaray-Fenerbahçe: 63-74 Fenerbahçe-Galatasaray: 86-67 Play-off yarı final serisi: Fenerbahçe-Galatasaray: 79-77 Galatasaray-Fenerbahçe: 52-77
Erkekler Voleybol Birinci Ligi: 1. Etap: Galatasaray-Fenerbahçe: 1-3 Fenerbahçe-Galatasaray: 3-0
Bayanlar Voleybol Birinci Ligi: 1. Etap: Fenerbahçe-Galatasaray: 3-0 Galatasaray-Fenerbahçe: 2-3 | |
|
14/5/2007 - 100 Yaşında Mutlu ol FENERBAHÇE !

|
4/5/2007 - Cumhurbaşkanını CHP seçsin
| CHP'nin uzlaşmaz tutumuna karşı ANAVATAN'lı Mehmet Keçeciler'den ilginç öneri. Keçeciler: "Anayasa'ya 'Cumhurbaşkanını CHP seçsin diye hüküm koyalım" önerisini getirdi ! |
| 04 Mayıs 2007 22:55 |
ANAVATAN Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Keçeciler'den Cumhurbaşkanlığı seçimi için ilginç öneri.
Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Keçeciler, "Cumhurbaşkanı'nı Meclis seçiyor. CHP 'Hayır' deyip Anayasa Mahkemesi'ne götürüyor. 'Halk seçsin diyoruz' buna da 'hayır' olmaz diyorlar. O zaman Anayasa'ya şöyle bir hüküm koyalım. 'Cumhurbaşkanını CHP seçsin" diye olur mu?
Sandığı halkın önüne götürüyoruz. İktidara gelecek partiyi de Cumhurbaşkanı'nı da halk seçsin.. " dedi.
Vatan |
|
3/5/2007 - '367 şart' kararı çileden çıkarttı
| Anayasa Mahkemesi'nin 367 şartını kabul etmesi 1982 Anayasası'nı hazırlayan Anayasa Komisyonu Üyesi Abbas Gökçe'yi çileden çıkarttı. Gökçe, karar sebebiyle üzüntüsünden hastalandı. |
| 04 Mayıs 2007 09:11 |
Yüksek Mahkeme'nin kararı 82 Anayasası'nın mimarını hasta etti Anayasa Mahkemesi'nin cumhurbaşkanı seçimini krize sürükleyen 367 şartını kabul etmesi 1982 Anayasası'nı hazırlayan Anayasa Komisyonu Üyesi Abbas Gökçe'yi çileden çıkarttı.
Abbas Gökçe, 82 Anayasası'nı hazırlayan 15 kişiden biri.
"Sinekten yağ çıkardılar. Türkiye'yi dünya huzurunda hukuk ayıbına soktular. Yeryüzünde böyle rencide edici bir karar alınmamıştır." diyen Gökçe, çok dertli olduğunu söylüyor. Yaşının 80'i aştığını hatırlatırken, bu karar sebebiyle üzüntüsünden hastalandığını ifade ediyor.
Abbas Gökçe, 1980 darbesi sonrası oluşturulan Danışma Meclisi'ne 1981'de Kars'tan seçildi. O sırada Danıştay'da yüksek yargı mensubu ve Yüksek Seçim Kurulu üyesiydi. Danışma Meclisi'nden 12 Eylül darbesinden sonra Anayasa'yı hazırlayan 15 kişilik komisyonun üyeliğine seçildi. Gökçe, bugünlerde Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararı sebebiyle çok sıkıntılı. 1982 Anayasası'nda 367 şartı getirmediklerinin altını çiziyor: "Anayasa Mahkemesi üyeleri tarihe geçti bu yönüyle. Hukukun üstünlüğü gözden kaçırılmıştır. Günün olaylarının etkisinde verilen isabetsiz bir karardır."
Gökçe, "Anayasa'yı hazırlarken bu şekilde yorumlanacağını düşündünüz mü? Daha açık bir ifadeyle yazılamaz mıydı?" sorusuna ise şöyle cevap veriyor: "Açık hüküm karşısında bunu düşünmek mümkün mü? Kendi keyiflerine göre yorum yapabilecekleri akla gelebilecek bir şey değil. O kadar açık yazmışız ki... Sinekten yağ çıkarılacağını düşünemedik. Biz diyoruz ki, Meclis kolayca toplansın, kolayca seçim yapsın. Ha sen misin üçte bire indiren, ben de seçim sayısını toplantı sayısı yaparım, diyor Anayasa Mahkemesi." CHP VE KANADOĞLU SUÇLU Gökçe, Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu ve CHP'yi 'siyasi hesaplarla 367'yi uydurmakla' suçluyor. 1982 Anayasası'ndan önce Meclis'in cumhurbaşkanlığı konusunda karar veremediğini, o dönem yürürlükte bulunan 1961 Anayasası'nda 'yarıdan bir fazlasıyla toplanır' hükmünü Meclis'in rahat çalışması için 'üçte bir oranı'na indirdiklerini söylüyor. Bu düzenlemeyi "Meclis işlesin" düşüncesiyle yaptıklarını belirtiyor. Anayasa Mahkemesi'nin 'Türkiye'yi dünya huzurunda hukuk ayıbına soktuğunu' öne süren Gökçe, "Çünkü Anayasa açık. Böyle yorumlamak mümkün değil. O kadar dertliyim ki. Hukukun üstünlüğü adına üzülüyorum. Dünya hukukunda, bu derece açık, rencide edici bir karar alınmamıştır. Hukuk ayaklar altına alınmamalıydı." diye konuşuyor.
ZAMAN |
|
2/5/2007 - "CHP, adalet terazisine bir kez daha taş koydu"
Erdoğan, Baykal'ı millete havale etti
Başbakan Erdoğan, Deniz Baykal'ın '367 reddedilirse şiddet çıkar' şeklindeki açıklamalarını sert dille eleştirdi. Erdoğan, "O sözlerin anlamını millet biliyor "dedi ve ekledi: |
| 02 Mayıs 2007 12:05 |
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP'nin adalet terazisine bir kez daha ''taş koyduğunu'' öne sürerek, ''Sayın Baykal, Anayasa Mahkemesini etkilemeye yönelik sözler söyledi.
Bu sözler, demokrasimiz adına talihsizliktir, siyaset tarihimize geçecek bir sorumsuzluk örneğidir'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, CHP'nin, Cumhuriyet tarihinde örneği görülmeyen bir yola başvurduğunu iddia ederek, ''CHP, adalet terazisine bir kez daha taş koydu'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, Anayasa Mahkemesinin karar oluşturma sürecini kendi arzusu doğrultusunda etkilemeye yönelik sözler sarf ettiğini savunan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: ''Bunu hem Yüce Mahkeme, hem hukukun üstünlüğü, hem de demokrasimiz adına büyük bir talihsizlik olarak addediyorum. Bu sözler, siyaset tarihimize geçecek bir sorumsuzluk örneğidir. Zira Anayasa Mahkemesinin, kendi beklentileri aleyhinde vereceği kararla, 'Türkiye'nin bir çatışma ortamına gireceğini' söylemenin ne anlama geldiğini, benim milletim çok iyi biliyor, bunun hesabını da soracak. Peki nerede kaldı yargı bağımsızlığı? Nerede kaldı hukuka saygı? Sadece siyasi rakiplerinden değil, Anayasa Mahkemesinden de kendi arzusu doğrultusunda karar beklediğini ilan etmek; Türkiye'ye, demokrasiye yapılan en büyük haksızlık değil mi? Sayın Baykal ne yazık ki bunu da yaptı. Her zamanki gibi felaket tellallığını tercih etti. Ağır tahrik yolunu seçti. Korkularla, vehimlerle siyaset yapma alışkanlığından vazgeçmedi, vazgeçemiyor. Zaten en önemli yanı, en güçlü yanı da bu. 'Ya benim dediğim gibi olacak ya da her şey kötü olacak' anlayışını sürdürmekte ısrar ediyor. Bu nasıl bir demokrasi, nasıl bir hukuk anlayışı, nasıl bir uzlaşı anlayışı?''
Başbakan Erdoğan, ''baldıran zehiri'' içtiklerini ifade ederek, ''Daha kapıyı çalmadan bütün ipleri koparan bir anlayışla, oturup da nasıl konuşacağım, nasıl anlaşacağım?'' diye konuştu.
Buna rağmen, grup başkanvekilleriyle süreci devam ettirdiklerini anlatan Erdoğan, ''(Biraz da bizden fedakarlık olsun) yok... 'Ben ne dersem o' anlayışıyla hareket ediliyor'' dedi.
CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ
Bugün gelinen noktada, Türkiye'de huzur iklimini baltalayacak, Türkiye'nin yürüyüşünü durduracak hiçbir çaba ve söylemin milletten destek görmeyeceğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Özellikle son bir ayda, 11. cumhurbaşkanı seçim sürecinde her kim ne söylediyse, nasıl bir karar aldıysa, milletimin vicdanı, bütün bunları en açık şekilde mülahaza edecek, kararını verecektir. Bundan böyle bütün kayıtlar milletin hafızasındadır, vicdanındadır. Herkesi, Türkiye'ye karşı mesuliyet duygusunu idrak etmeye çağırıyorum. Dedik ki 'Bugün heyecana kapılarak mahcup olacağınız söyler söylerseniz, yarın o sözlerin altında kalırsınız, kimsenin yüzüne bakamayacak hale gelirsiniz.' İşte bugün, o gündür... Bu süreçle ilgilenenler, 'Niçin AK Parti, adayını daha önceden açıklamadı?' diyor. Hiç aday açıklamadığımız halde, şahsım aday olmadığı halde, neler söylediklerini, nasıl hakaretlerde bulunduklarını, başta CHP olmak üzere bunları televizyonlarda, gazetelerde izlediniz. Hatta anamuhalef partisinin lideri, bir çok şeyler söyledi, akşam başka sabah başka... Hatta ileri giderek, şahsım için 'Aday olmayacağını ilan etsin. Ben de onunla beraber dolaşacağım ve herhangi bir şey de konuşmayacağım' dedi. Peki ben aday olmayacağımı açıkladığım andan itibaren ağzı durdu mu, her türlü hakareti yaptı mı? Yaptı... Son ana kadar hakkında en ufak bir şey söylemediği Abdullah Gül kardeşimin adaylığı açıklandıktan sonra, hiç bugüne kadar duymadığımız şeyler konuşulmaya, söylenmeye başlandı mı? Malum bir gazete, Abdullah Gül kardeşimle alakalı olarak söylemediği, ifade etmediği, aklının kenarından dahi geçirmediği bir ifadeyi sürekli bant yaptı. Cumhuriyet, laiklik karşı olarak göstererek... Aynı malum gazete, geçmişte de bunu yaptı. Tekzibi yapılmasına rağmen buna devam etti. Niye? Bunlar belli bir ideolojinin kalıntıları. Bu ideoloji milli değildir, gayri millidir.''
AA |
|
2/5/2007 - Erdoğan'dan karara sert tepki
'Karar demokrasiye sıkılan kurşun'
Anayasa Mahkemesi'nin kararını demokrasiye sıkılmış bir kurşuna benzeten Başbakan Erdoğan, CHP'nin cumhurbaşkanını halkın seçilmesine de karşı çıkacağını savundu. |
| 02 Mayıs 2007 12:25 |
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi kararını değerlendirirken, ''Bu, demokrasiye sıkılmış bir kurşundur'' dedi.
Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, Anayasa Mahkemesi kararına değindi. Kararı saygıyla karşıladıklarını vurgulayan Başbakan Erdoğan, gelecekteki süreçte hukuki boyutlarıyla çok daha tartışılacak bir karar olduğunu kaydetti.
''Cumhurbaşkanının Mecliste seçilmesinin önü bloke edilmiştir'' diyen Erdoğan, bundan sonra gelecek parlamentolarda Cumhurbaşkanı seçilmesinin adeta imkansız hale geldiğini öne sürdü.
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: ''Aynı zamanda bu nedir, biliyor musunuz? Bu, demokrasiye sıkılmış bir kurşundur. Bu, halkın çoğunluğunu teslim ettiği iradeyi, azınlığın iradesine mahkum etmektir. Bu bunu gerektirir. Yani, burada azınlığı temsil eden bir parti, icabında kalkacak, çoğunluğu temsil eden bir partiyle pazarlığa oturacak. 'Ya benim istediğim olacak, ya benim dediğim olacak' Demokrasilerde böyle bir şey yok. Herkes layıkını bulacak, hakkını bulacak. Hakkının karşılığını alması gerekir. Hakkından fazlası olduğu zaman bunun adı adalet olmaz. Bu blokajı aşmak için referandum gerekirse, 'referandum' diyoruz.''
CHP'nin millete saygısının olmadığını, bu yüzden millete gidemeyeceğini savunan Erdoğan, ''Cumhurbaşkanını millete seçtiremez, bundan da kaçacaktır'' diye konuştu.
"Bizim millete saygı ve güvenizmiz sonsuzdur. Her bir bireyin hissiyatı ve görüşü önemlidir. Bunun için de sandık diyoruz seçim diyoruz. Millet iradesi bir kez daha tecelli edecektir. Milletimiz 3 Kasım'dan daha güçlü bir irade beyanında bulunacaktır. Bizde halkımıza bölgesel ayrımcılık yoktur. Herkes eşittir. Demokrasiyi siyasetin sırtında yük olarak görenler var. Bunlara demokratik muhalefet yapmanın bile yakışmadığı görülmüştür."
HABER7COM |
|
|
|